Psikoterapi Nedir? Ve Nasıl Bir Süreç İçerir?
Bu soruya verilecek yanıt, kullanılan kurama, yönteme ve terapistin klinik bakışına göre değişir. Ben psikodinamik çerçeveden, yaklaşık on yıllık deneyim üzerinden düşündüğümde psikoterapi, en yalın haliyle şu sorunun etrafında şekilleniyor:
"İki insan belirli bir zaman, mekân ve düzen içinde bir araya geldiğinde, aralarında tam olarak ne yaşanır?"
Terapi çoğu zaman konuşarak başlar. Ama burada belirleyici olan yalnızca konuşmak değildir. Daha temel olan, kişinin zihninden geçenleri ne ölçüde paylaşabildiğidir. Çünkü aklın bir köşesinde hep şu sorular vardır:
"Burada söylediklerim nasıl karşılanacak?"
"Anlaşılacak mıyım, yoksa yanlış mı yorumlanacağım?"
"Yargılanacak mıyım?"
"Olduğum gibi kalabilir miyim?"
Bu sorular çoğu zaman açıkça dile getirilmez. Ama ilişkinin zeminini sessizce kurar.
Zaman ilerledikçe terapi, yalnızca olayların anlatıldığı bir alan olmaktan çıkar. Düşünme biçimleri, ilişkisel tekrarlar, duyguların örgütlenişi ve kişinin kendisiyle kurduğu içsel ilişki de görünür hale gelmeye başlar. Bu süreç doğrusal değildir. İlerleme kadar duraksama, yakınlaşma kadar uzaklaşma da içerir.
Sessizlikler oluşur. Anlaşılmadığını hissetme anları olur. Bazen yoğun bir yakınlık, bazen belirgin bir mesafe deneyimlenir.
Çünkü terapi, teknik olarak yapılandırılmış bir müdahale olmanın ötesinde, gerçek bir insan ilişkisidir.
Psikodinamik bakış açısına göre terapi odası, yalnızca konuşmaların gerçekleştiği bir yer değildir. Kişinin iç dünyasını ilişkisel olarak yeniden deneyimlediği bir alandır. Nasıl bağ kurduğu, nasıl uzaklaştığı, nasıl korunduğu ve nasıl incindiği bu ilişkide yeniden ortaya çıkar. Önemli olan, kişinin bir ilişkide anlaşılma, tutulma ve düşünülme kapasitesini yeniden deneyimleyebilmesidir.
Her terapi süreci kendine özgüdür. Çünkü her bireyin yaşam örgüsü, savunma düzeni ve duygusal tarihi farklıdır. Bu nedenle terapi için sabit bir süre tanımlamak mümkün değildir. Bazen kısa sürer, bazen daha uzun bir zamana yayılır. Hedef süreyi uzatmak ya da kısaltmak değil; kişinin kendi içsel süreçlerini anlayabileceği bir zeminin oluşmasıdır.
Ve bazen en zor olan, başlamaya karar vermektir.
